Süper Lig

Spor Yazarları, Trabzonspor-Fenerbahçe Maçını Değerlendirdi

Barış Hepçorman
Mar 1, 2021, 12:38 PM GMT+3
OZAN KOSE/Getty Images
facebooktwitterreddit

Spor yazarları, Trabzonspor-Fenerbahçe mücadelesini değerlendirdi.

Emre Bol - Fotomaç

Göztepe mağlubiyetinin ardından bazı oyuncularla ilgili sert kararların alınması gerektiğini söylemiştim. Nitekim Caner'in kadro dışı bırakılması, Erol Bulut'un takım üzerindeki ağırlığını hafifletmeye çalışan bütün oyunculara ders olmuştur.

Bazen sert kararlar şok etkisi oluşturur. Nitekim Trabzonspor karşısında görmek istediğimiz Fenerbahçe'yi izledik. Slazai menşei stoper olmasına karşın Caner'den daha iyi bir sol bek performansı sergiledi. Hem savunma yaptı hem hücumda etkiliydi hem de stoper kademesine girerek takımını rahatlattı.

Diğer tarafta Gökhan Gönül performansıyla bize eski günlerini hatırlattı. Takımda aksayan isimler de vardı elbette. Halen hazır olmayan Mesut ve Thiam bunların başında geliyor.

Mesut hazır olduğunda kesinlikle faydalı olacak. Lakin onun varlığı yüzünden şu sıralar çok formda olan Pelkas'ın kenarda oynaması Fenerbahçe'ye çok şey kaybettiriyor. Zaten Mesut'un çıkıp Pelkas'ın 10 numara bölgesine geçmesiyle sarı- lacivertlilerin golü geldi. Hem de ne gol!

Maçın neredeyse tamamının Fenerbahçe ile Uğurcan arasında geçtiğini söylemek yanlış olmaz. Uğurcan'ın başarılı oyunu bir yana şanslı olduğunu da söylemek gerek. Zira atılan şutların pek çoğu üzerine geldi. Gol vuruşlarında sadece çerçeveyi bulmak yetmez. Kaleciyi de saf dışı bırakmak gerek.

ZEKİ UZUNDURUKAN - AKLIN ZAFERİ!

Maçın ilk yarısında daha etkili olan taraf Fenerbahçe'ydi. Trabzonspor önde top tutmakta zorlandı. Rakibin topla oynamasına izin verdi. Mert Hakan, Szalai ve Thiam'ın etkili şutlarını Uğurcan Çakır müthiş çıkardı. İlk yarıda maçın en iyi ismi Uğurcan'dı.

Fenerbahçe'de Mesut Özil geldiği günden beri en iyi maçını çıkardı. Yavaş yavaş kendini buluyor Mesut. Bordo-mavililer, orta alanda Berat dışında bir direnç gösteremeyince, üstünlük hep Fenerbahçe'deydi. Nwakaeme, beklentilerin çok altında bir ilk yarı çıkardı.

Fenerbahçe, maça 3 stoper ile başlamanın meyvelerini topladı aslında. Çünkü sol bekte oynayan Szalai, Serkan Asan'ın da Ekuban'ın da orta yapmasına hiç izin vermedi.

Ekuban ve Nwakaeme etkisiz kalınca, Bakasetas da oyuna ağırlığını koyamadı ilk 45'te. İkinci yarıya daha derli toplu başlayan taraf bu kez Trabzonspor oldu.

Fenerbahçe orta alanda oyundan düşünce; hücum etkinliği de zayıfladı. Bunun üzerine Erol Bulut'tan iki hamle birden geldi. Mesut'un yerine Samatta, Thiam'ın yerine de Valencia oyuna girdi. Sonrasında Ozan Tufan ve Ferdi hamleleri geldi Fenerbahçe'den.

Mesut Özil'in çıkışı ile 10 numara pozisyonuna geçen Pelkas, harika bir golle Fenerbahçe'yi öne geçirdi. Mesut Özil'in kenara gelişi, oyunun kaderini değiştirmiş oldu. Trabzonspor'un önde oynayan üç futbolcusu Ekuban, Nwakaeme ve Djaniny çok kötü bir maç çıkardı. Bu üç oyuncu gününde olmayınca, hücum zenginliği olmayan bir Trabzonspor izledik.

Erol Bulut'un kader maçında hem ilk 11'i hem de oyuncu değişiklikleri doğruydu. Bundan sonra Fenerbahçe'ye iyi gelecek yeni kadro dışılar olabilir. Kimse Fenerbahçe'den büyük değil. Böyle biline!

Trabzonspor'un maç boyunca yakaladığı en net pozisyon bir duran toptan geldi. Djaniny'nin kafa vuruşu direkten döndü. Fenerbahçe iyi savunma yaparak, sahada daha çok savaşarak ve maçı kazanmayı daha çok isteyerek sonuca gitti. 3 puanı cebine koyan Fenerbahçe, komadan çıktı. Şampiyonluk yarışında çok önemli bir engeli geçti.

Koltuğu sallantıda olan Erol Bulut, tekrar güven tazeledi. Fenerbahçe, derin kadro kalitesi ile sonuca gitmesini bildi. Trabzonspor'un ise geriye düştükten sonra futbol oynamak aklına geldi adeta... Fenerbahçe haklı bir galibiyet aldı... Maçtan çıkan bir sonuç da şudur; Mesut Özil'e rağmen bu takımın 10 numarası Pelkas'tır...

NECMİ PEREKLİ - İYİ OYNAYAN KAZANDI

Oyunu özellikle ilk yarıda konuk takım Fenerbahçe inisiyatifine alarak Trabzonsporu kendi şartlarına uydurarak oynadı. Bu yarıda kalesinde gerçekten çok önemli kurtarışlar ve yakın pozisyonlardaki vuruşlara müdahale eden Trabzonspor kalecisi Uğurcan vardı. Bu maç şampiyonluk yarışında şartları bir miktarda olsa belirleyici bir faktör idi.

Trabzon'un eksiği bugün orta sahanın topu kullanmada saha yoğunluğuna sahip olmada zayıf kaldığını fark ettim. Berat, Flavio ve Bekasetas orta sahada gerekli bloklar arası bağlantıyı ve komünikasyonu istenildiği gibi sağlayamayınca alan üstünlüğü tamemen F.Bahçe'ye geçti.

Bunun sebebinin rakip takımın orta sahasının tecrübeli ve topa çok iyi basan Sosa, Mesut ve Pelkas gibi adamların varlığı da bu üstünlükten önemli faktör idi.

Beklerdim ki Abdullah Avcı orta sahanın aksamasına bir tedbir ile gerekli değişiklik yapabilse idi. F.Bahçe'nin bu sahada ortaya koyduğu başarılı futbola Trabzonspor mükabil hamlelerle karşılık veremedi.

Fenerbahçe'nin savunması Trabzon orta sahasının forvetine destek çıkamaması yüzünden oyunda olumlu üstünlük kuramadı. Zaman zaman yakaladığı pozisyonlarla rakip kale önünde yakaladığı rastgele pozisyonların bir kısmını kaleci kurtardı diğerlerini de acele ve yetersiz müdahaleleri yüzünden sayı yapamadılar.

Maça en çok zevk ve keyif katan iki takımın da kalecilerinin yaptığı müdahalelerdi. Uğurcan'ın yediği gole gelirsek. Bu denli havaları malum azizliği topların yere vurup sektikten sonra hem falso alması hem de hız kazanması sebebi ile Uğurcan bu topa gerekli müdahalede bulunmadı.

F.Bahçe'nin bu deplasmanda aldığı üç puan belli ki onun bu yarışta önemli bir engeli aştığı işaretidir. Ancak bundan böyle gelecek her maçın çok su kaldıracağını da belirtmek gerekir. Trabzonspor cihetinden baktığımızda her ne kadar önemli bir maç kaybetmiş olsa da bu kaybın gelecek maçlarda telafisi hiç de uzak değildir. Yeter ki panik havasını girip umutların kaybedilmemesi gerekir.

REHA KAPSAL - SABIR!

Fenerbahçe beklenenden iyi bir şekilde oyun başlangıcı yaptı Trabzonspor karşısında. Hem saha içinde takım bütünlüğüyle hareket ederek, topa sahip olup, pas akışını ve temposunu iyi ayarladılar.

Özellikle Pelkas sayesinde çizgide orta sahaya girmesi, Gökhan'ın da yeri geldiğinde iç koridoru kullanıp, orta sahaya gelip üçlü bir savunma gibi, Szalai, Tisserand, Serdar'la oynaması, buna Samuel de pas opsiyonlarına yanaşınca, orta sahada altılı bir pas trafiği oluştu. Bu da sayısal olarak hem fazlalığı ve alanların da daha rahat açılmasını da sağladı.

Topun kaptırıldığı yerde de özellikle ilk 40 dakikalık bölümde, iyi bir bölgesel baskılar getirdi sarı-lacivertliler. Trabzonspor, 40.dakikadan sonra F.Bahçe'nin özellikle orta sahası oyundan düşünce son 5 dakikalık bölümde daha etkili olmaya başladı. İkinci yarıda F.Bahçe yorulan orta saha oyuncularıyla, ilk yarıdaki yüksek enerjiyle de oyuna başlamadı.

Trabzonspor burada daha öne çabuk gitti. İlk yarıda bulamadığı daha rahat F.Bahçe savunma ve orta sahası arasında topla buluştu. Ama burada da gününde olmayan Nwakaeme, Ekuban, Djaniny gibi hücum oyuncuları aynı zamanda da çok gereksiz topla oynayarak, bireysel oyunu da seçince arkadaşlarına pas opsiyonlarını da kullanmayınca, hücumda bordomavililer adına etkisiz görülen saha görüntüsü ortaya çıktı.

F.Bahçe'nin özellikle oyuna iyi hükmettiği ilk yarıda, zaman zaman da ikinci yarıda net gollük fırsatlarını Uğurcan'ın gününde olması ve yeteneğiyle de bu vuruşları da önlediği gibi, F.Bahçe'nin devre arası golcü bir santrfor alamama eksikliği de son vuruşlarda ortaya çıkmış oldu.

Trabzonspor'u özellikle bu başarılı çıkış grafiğinde en önemli unsurlardan biri, saha içinde yüksek enerjiyle, coşkuyla ve hücum bölgesindeki oyuncuların bire bir adam eksiltip sorumluluk alıp, günlük anlık performanslarıyla da tabelayı değiştirmesi en büyük etkendi.

F.Bahçe karşısında bu en önemli oyun unsurlarından da eksik kalınca ancak 1-0 geriye düştükten sonra pozisyon buldular. Ama maçın genelinde istenen performansı veremeseler de Trabzonspor'un bu başarılı gidişatıyla öyle final maçları oynaması bile Abdullah Avcı ve öğrencileri tebriği fazlasıyla hak ediyorlar.

F.Bahçe sezon başından beri yapılan en iyi iki transferden biri olan Pelkas, özellikle Mesut çıktıktan sonra sol çizgi yerine gerçek yeri olan santrfor arkasındaki serbest oyuncu kimliğine bürününce, aldığı sorumlulukla ve becerisiyle de F.Bahçe'nin bu kriz ortamında altın değerinde bir üç puan almasının baş mimarıydı.

Erol hocanın özellikle ikinci yarı yaptığı hem oyuncu değişiklikleri hem Novak'tan sonra da formasyon değişiklikleri, çok doğruydu.

F.Bahçe'nin elindeki kadro, daha iyi oyunlar oynayacağını da (özellikle ilk devre) tüm futbol kamuoyuna göstermiş oldu. Eldeki kadrodan daha farklı, daha güçlü, hücum ve savunmadan da oyunlar, Erol hoca bundan sonraki süreçte çıkartmalı.

Hafta içi Erol hocayla ilgili görsel ve yazılı basında hatta sosyal medyada da çok aşırı bir şekilde, bana göre de haksız yere çok eleştiriler oldu. Ve de çok yalnız bırakıldı. Hocanın bunlara karşı herhangi bir söylemi olmadı. Bütün hafta işine konsantre olup, sahaya odaklandı, "Nasıl Trabzon deplasmanından galibiyetle gelirim" diye. Ve de bunu başarıyla gerçekleştirdi.

(90min Türkiye artık Facebook'ta. 90min Türkiye resmi sayfasını takip etmek için tıklayın!)

facebooktwitterreddit