Süper Lig

Mehmet Demirkol, Ali Ece, Deniz Çoban Ve Faik Çetiner Beşiktaş-Fenerbahçe Derbisini Yorumladı

İsrafil Bakırcı
Hava topu mücadelesi
Hava topu mücadelesi / OZAN KOSE/Getty Images
facebooktwitterreddit

Mehmet Demirkol, Ali Ece, Deniz Çoban ve Faik Çetiner Beşiktaş-Fenerbahçe derbisini yorumladı.

Bizim Takım, pazar günü oynanacak derbiyi mercek altına aldı.

Soru 1-) :  A-)  kazanırsa... B-)  kazanırsa... C-) Berabere biterse... 

Bu sonuçlardan hangisi gerçekleşirse, iki takımın geleceği için nasıl senaryolar yazılır?

‘Fenerbahçe 10’da 9 yapmalı’ 

Beşiktaş kazanırsa; Sahip oldukları coşku ve güvenin daha da yukarı çıkması söz konusu. Ayrıca Fenerbahçe’yi derin bir kedere ve çaresizliğe sürükleme durumları da olacak. Galatasaray’ı da iyice tedirgin edecekler. Beşiktaş galibiyeti, çok güçlü bir şampiyonluk mesajı olacak.

Fenerbahçe kazanırsa; Sorunlar çözülmez. Zaten kulüp bir ‘Dr. Jeykl / Mr. Hyde Sendromu’ yaşıyor. Bir hafta şampiyon, diğer hafta yıkım. Sonuncuya evinde yenilip, lideri deplasmanda yenmek; şampiyonluk yolunun psikolojisi değil ve bu ‘gitgel’leri yaşamak en büyük sorun.

Çünkü sorunun temellerine inmeyi engelliyor. Fenerbahçe’nin 10’da 9 gibi bir seri yakalaması lazım. Denizli ve Antep’i içeride yenebileceklerine dair elinizde bir delil yok.

Beraberliğin nasıl olacağı önemli. Oyunun nasıl ve ne kalitede geliştiği. Beşiktaş açısından büyük sorun olmaz ama Fenerbahçe açısından oyunun kalitesi ve direnç, geleceği etkiler. Puan olaraksa kapanması zor bir fark olarak kalır.

‘Beşiktaş çok şey kaybetmez’

Beşiktaş kazanırsa; Şampiyonluk yolunda dev bir adım atar. Çünkü Milli maç arasında dinlenme fırsatı da bulacak ve en zorlu virajı kayıpsız geçerek mental açıdan da güç gösterisi yapmış olacaklar. Fenerbahçe kazanırsa; Şampiyonluk yarışına tekrar dahil olur. Berabere biterse; Beşiktaş çok şey kaybetmez, ama Fenerbahçe için şampiyonluk şansı buzdolabına kalkar.

FAİK ÇETİNER

‘Derbide Galatasaray da var!’

Beşiktaş kazanırsa; Şampiyonluk yüzdesi 51’e çıkar. Moral motivasyonu, özgüveni zirve yapar. Kalan maçlara kolay gözle bakmaya başlar. Şampiyonluk yolunda tek rakibi Galatasaray kalır.

Fenerbahçe kazanırsa; Zirve yarışında kartlar yeniden açılır. Fenerbahçe en az ezeli rakipleri Beşiktaş ve Galatasaray kadar iddialı duruma gelir. Erol Bulut ligi tamamlar. Yönetim ve Emre Belözoğlu rahat bir nefes alırlar.

Beraberlik... Kendi evinde oynamasına rağmen Beşiktaş, maç berabere biterse bile fazlaca üzülmez. En azından rakibi Fenerbahçe’yi kendine yaklaştırmamış olur. Fenerbahçe de karalar bağlamaz! "Kalan maçlara bakacağız" diyerek günü kurtarırlar! Bu iş şüphesiz en çok Galatasaray’a (Rize’yi yenmesi halinde) yarar.

‘Sadece avantaj kaybederler’

Beşiktaş kazanırsa; Şampiyonluk için büyük bir adım atar, bu galibiyetle yolu yarılar. Ara yoldan otobana çıkmış olur. Önü sonuna kadar açılır. 

Fenerbahçe kazanırsa; Tekrar ümitlense de lige sarılabileceğini sanmıyorum. Yarışta yeniden adı geçer, ama diğer iki rakibine göre yine şansı düşük kalır. Berabere biterse; Beşiktaş’ın kaybedeceği bir şey olmaz. Küçük bir avantaj yitirir.

 Ama Fenerbahçe açısından beraberlik ile mağlubiyet arasında çok fark olmaz.

Soru 2-) ZAFER BÜYÜKAVCI: Sergen Yalçın ve Erol Bulut'tan beklediğiniz taktik varyasyonlar neler ve aslında ne yapmalılar?

MEHMET DEMİRKOL

'İleride Kartal, geride Fener'

Zor bir çarpışma olacak. Beşiktaş evinde kalesini gole kapama konusunda son 14 senenin en iyi performansına ulaşmak üzere. 8 gol yediler, 8 maçta gol yemediler. Fenerbahçe ise 2010/11'den bu yana en fazla deplasman galibiyetine sahip. Ligde onları hayatta tutan da bu.

Çarpışma, bundan ibaret değil. Beşiktaş ön alan baskısından sonuç çıkarmada mükemmel seviyede. Az pozisyon bulsa da çok yüzdeliler ve sorunu çözüyorlar. Fenerbahçe ise iyi kapandığında iyi çıkışlarla sorun çözüyor.

İbre, Beşiktaş'ı gösteriyor. Bu bir anda olmadı. Sezon içinde geliştiler. Aboubakar penaltı hariç ilk golünü 10. haftada Fenerbahçe'ye atmıştı. Ondan bu yana ligi domine ediyor. Yalçın için verilmesi gereken karar az. 

Erol Bulut ise baştan aşağı bu maça özgü bir yöntem ve kadro bulmalı. Alanya maçındaki çok iyi savunma baskın oyunuyla, Konya'da domine eden baskı oyununu aralıklarla yapmalılar. Bu zor bir görev ve Bulut'un büyük takım teknik direktörlüğünde çıkacağı önemli bir sınav. Skoru alsa da maçı bitirme oyununu da iyi planlamalı. Çünkü Beşiktaş sonuna kadar deniyor.

FAİK ÇETİNER

‘İki takım da kontrollü başlar’

Sergen Yalçın bu maçtan ne bekliyor? Galibiyet mi, kaybetmemek mi? Erol Bulut'a sorsak, "Kazanmak istiyoruz" der. Buna çok inanmam. Çünkü kaybeden taraf, mutlaka bunalıma girer.

Lig 21 takımlı. Yol uzun. Kalan haftalar çok sürprize gebe. Bu bakımdan iki hoca da önce kontrollü futbolu tercih edecektir. Oyunu riske edecek taraf Beşiktaş olur. Daha ofansif oynayabilirler. Bulut, Trabzon'da kazandıran gibi sürpriz bir 11 çıkartabilir. 

Oyun içinde oyunların olduğu, hamleler ile planların değişeceği bir 90 dakika bizi bekliyor. Fenerbahçe maçı riske ederek oynamak isterse topu rakibe vermez. Topun Fener'de kalmasına da Beşiktaş ne kadar izin verir, göreceğiz.

ALİ ECE

‘Derbikatör ve kapan-çık...’

Sergen Yalçın'ın; yoğun fikstür ve yıpranmışlığı hesaba katarak Beşiktaş'ı daha ekonomik oynatma ihtimali var. Lakin derbi motivasyonu, konjonktürü farklı olabilir. Futbolculuğunda sayısız derbiye damga vururken tam bir 'derbikatör'dü.

Şu ana kadar hocalıkta da derbilerde başarılı. Kazanmak için nasıl oynatması gerektiğini biliyor ve yine ideal oyununu oynatmak ister. Fakat uzayan kupa yarı finalinde iyice düşen fizik kondisyon seviyeleri buna ne kadar izin verecek? Çözmesi gereken mesele bu.

Erol Bulut şu ana kadar taktisyenlik açısından Fenerbahçeliler'in yüzde 90'ını tatmin etmedi. Sadece iki zor Trabzon maçında, taktisyenlik farkını gösterdi. Alanya ve Malatya'da çalışırken 'kapan-çık' oyununu başarıyla oynatıyordu. Derbide de bununla sonuç alabilir; ancak şampiyonluk istiyorsa, sezonun geri kalanında daha önce yaptıklarından çok daha farklı taktiksel planlar yapması gerek!

DENİZ ÇOBAN

‘Pelkas kanatta hapsolmamalı’

Taktik açıdan Sergen hocanın yapabileceklerini öngörmek mümkün. Oturmuş bir düzen ve taktik yaklaşımı var. Coşkulu, tutkulular. Çok pas yapıyorlar. Keyif alıyorlar! Kadro belli. Sıkışık fikstürün üzerine kupada oynadılar. Takımı fizik güç olarak ayakta tutma zorunluluğu doğdu. Kazanmayı öğrenen oyununu bozmayacaktır. Ama diri kalabilmek için de maça kontrollü başlayacaktır.

Erol Bulut'un ise oturmuş kadrosu ve kurgusu yok. Bulut; dirençli bir orta sahayla maça başlamalı, İrfan'ı oynatmalı, Pelkas'ı çizgiye hapsetmemeli. Topu rakibe verip karşılamak yerine daha çok topa sahip olmalı. Kazanmak zorunda olduğunuz maçta 'sahanda bekle-hızlı çık' metoduyla galibiyet, tesadüflere kalır.

(Fanatik)

(90min Türkiye artık Facebook'ta. 90min Türkiye resmi sayfasını takip etmek için tıklayın!)

facebooktwitterreddit