90min Özel

90min Röportaj - Taşkın Çalış: Almanya'da Alman'dan 2 Gömlek Üstün Olman Lazım

Nedim Varol
Ekleyen Nedim Varol
TR volkan-taşkın.mp4
TR volkan-taşkın.mp4
facebooktwitterreddit

90min.com'un bugünkü konuğu Borussia Mönchengladbach altyapısında yetişen, Süper Lig'de Gaziantepspor, Bursaspor, Akhisarspor'un formalarını giymiş, kariyerine 1. Lig ekibi Ankara Keçiörengücü'nde devam eden Taşkın Çalış.

Genç yaş kategorilerinde ay-yıldızlı formayı 43 kere terleten 28 yaşındaki futbolcunun kariyerindeki iniş-çıkışları, dipnotları ve hedefleri ile ilgili bir sohbet gerçekleştirdik.

90min.com Türkiye departmanından Volkan Ağır'ın gerçekleştirdiği röportajda öne çıkan başlıklar şu şekilde:

V.A: Taşkın merhaba. Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Nasılsın?
T.Ç: İyiyim çok şükür. Her şey yolunda.
V.A: Ben hemen bu sezondaki gelişmelerle güncel olarak başlayalım istiyorum. Bu sezon öncesi
Ankara Keçiörengücü'ne transfer oldun. Sezon açılışını nasıl değerlendirirsin? Bir de sakatlığın
oldu, onun için de geçmiş olsun dileyelim.
T.Ç: Teşekkür ederim. Şöyle bir durum vardı. Benim normalde Balıkesirspor ile sözleşmem devam
ediyordu. Maddi sıkıntılardan dolayı kulübü Türkiye Futbol Federasyonu'na şikayet ettim.
Alacaklarım ödenmiyordu. 1 ay sonra boşa çıktım. Ligden ilgilenen birkaç takım vardı ama Ankara
Keçiörengücü'nün oyun yapısını, tanıdığım oyuncuların stilini beğendiğim için burayı tercih ettim.
Önceliğim burası oldu. Şimdi buradayım. Sakatlığa gelince, talihsiz bir olay oldu. Zaten yorgunluk
da vardı. Sabah idmanında son sıçramadan sonra arka adalemden sakatlandım.
V.A: Geçmiş olsun. Umarız hemen sahalara dönersin. Senin serbest vuruşlarını Balıkesirspor
forması giydiği dönemde Akhisarspor'a attığın gollerden biliyoruz. Türkiye'de profesyonel liglerde
1 maçta 3 serbest vuruştan gol atan tek futbolcu oldun. Dünyada da bunu başarabilen çok az
futbolcu var. Nasıl tepkiler aldın?
T.Ç: Öncelikle şöyle oldu. Ben maç esnasında 3. golü attıktan sonra hiçbir şeyin farkında değildim.
Herhalde birisi yapmıştır dedim ama 7-8 kişi yapmış ama uzun bir süre var arada. Ben hiçbir şey
düşünmedim. Hiç aklımdan geçmedi. Maç bittikten ve soyunma odasına girdikten sonra farkettim ki
bir şeyler oluyor çünkü telefon susmuyor. Millet yazıp duruyor. Ordan çıktık kamera geldi röportaj
yapmak için. Karşı karşıya gelebileceğiniz bir olay değil. Tesise gittikten sonra herkes aramaya
başladı. Maçtan sonraki 3 gün inanılmaz bir süreçti. Arayan, röportaj isteyen, hatta TRT Spor'a da
çıktım canlı yayına. Şaşırdım açıkçası.

V.A: Peki serbest vuruş yeteneğini ne zaman keşfettin? Özel çalışmalar da yapıyor musun?
T.Ç: Şut özelliğim hep vardı. Ama Almanya'da ya da burada çok özel bir şey yapmadım. Türkiye'de
bir düşüşüm vardı. Gümüşhanespor'a geldikten sonra keşfetmeye başladım. Bir sezonda 7-8 tane
serbest vuruştan attım. Orada oynarken teklifler gelmeye başladı ama 1 sene daha oynadım.
Giresunspor'dan Menemenspor'a geçtim. Menemenspor benim için serbest vuruş anlamında daha
durgun geçti. Balıkesirspor'da yine bunu gösterdim ve şimdi serbest vuruş oluğunda herkes
bırakıyor. Güzel bir şey aslında.

"Ayağım Kırılınca Fulham'a Transferim Gerçekleşmedi"

V.A: Biraz Almanya'daki futbol hayatından da bahsetmek istiyorum. Bonn, 1993 doğumlusun. Önce
Bonn FC, sonra Alemannia Aachen altyapısında futbola başlamışsın. Daha sonra 15-16
yaşındayken Borussia Mönchengladbach altyapısına transfer oluyorsun ve 19 yaşına kadar da
oradasın. Borussia Mönchengladbach altyapısındayken takım arkadaşın olan önemli arkadaşların
var. Yunus Mallı, Amin Younes, Christoph Zimmerman ve Marc-Andre ter Stegen gibi.
Almanya'daki kariyerinden biraz bahsedebilir misin?
T.Ç: Benim için inanılmaz bir deneyimdi çünkü Aachen'da oynarken milli takıma giden oyuncularla
oynamadım. Mönchengladbach'a gittikten sonra benim yaşımdaki futbolcunun ya da benden 1 yaş
büyük futbolcunun A takımda oynadığını gördüm. En yakın arkadaşım Amin Younes'ti. Aynı
yaştayız ve hep beraber oynadık.

Türkiye'ye göre inanılmaz farklı. Daha disiplinli, daha kurallı bir oyun. Takım halinde oynanan bir futbol. Benden de beklentiler yüksekti ama 17 yaşında ayağım kırıldı. Üstelik futbola ilk başladığım takımla oynadığımız bir maçta. Ben normalde o sezon Borussia Mönchengladbach ile profesyonel sözleşme imzalayacaktım. Orası olmasaydı Bundesliga takımları ilgileniyordu. Mainz istiyordu beni. İngiltere'den ise Fulham ile görüşüyordum. Ayağım kırılınca amatör sözleşme teklif ettiler. Gelişimime bakmak istediler çünkü ağır bir sakatlık geçirdim ve 6-7 aylık bir süreçte yoktum. Ben de bunu kabul etmedim. Türkiye'ye gelmeye karar verdim. Gaziantepspor ile anlaştım. 650 bin Euro'ya Türkiye'ye adım attım.

V.A: Bahsettiğin o dönemlerde Türkiye'nin genç yaş milli takımlarında forma giydin. Gol attığın
maçlar da var. Milli takım dönemlerin nasıldı? O jenerasyona baktığımızda oradan da A Milli
Takım'da oynayan Salih Uçan, Cenk Tosun gibi. Sen nasıl değerlendirirsin milli takım dönemlerini?
T.Ç: Benim ilk milli takıma gitmem şöyle oldu. Milli takım hocaları Almanya'yaya gelir. Almanya
genelinden 40 futbolcuyu toplarlar ve 2 tane seçme yaparlar. Ben ilkine gittim ama ikincisine
gitmek istemedim. Alacaklarsa böyle alsınlar dedim ama babam beni ikna etti. Gittim ve çok rahat
oynadım. 1 ay sonra da bana milli takımdan davet geldi. İngiltere'de turnuva vardı. İngiltere, İtalya,
Portekiz ve biz. Ben 2 maç oynayabildim. Portekiz maçında 40 dakika oynadım. Bir de İngiltere
maçında oynadım. İngiltere maçında 2 asist yaptım. İtalya maçında ise lig haftasına girdiğimiz için
Almanya'dan aradılar ve Almanya'yaya dönmek zorunda kaldım.

Milli takım benim için çok farklı. Zaten bende ayrı bir yeri var. Sonuçta ülkenizi temsil ediyorsunuz. Anlatılmaz aslında. Yaşamak lazım.

Janis Palshke - Taşkın Çalış
Almanya-Türkiye U17 Avrupa Futbol Şampiyonası eleme grubu maçından. Taşkın Çalış, Janis Palshke ile mücadelede. 28 Ekim 2009 - Maja Zlatevska/Bongarts / Maja Zlatevska/Bongarts/Getty Images

"Türkiye İle Çok İyi Oynayınca Almanya'dan Teklif Aldım"

V.A: Milli takım seçme süreci ile ilgili de biraz bahsetmek istiyorum. Almanya'da doğan Türk
futbolcular medya baskısı altında da kalabiliyorlar. Milli takım seçim sürecinde sen nasıl
etkilendin?

Bazen Mesut Özil, İlkay Gündoğan gibi isimlerin daha iyi bir kariyere sahip olmak için
Almanya'yı seçtiklerine dair yorumlar yapılıyor. Böyle bir algı var.
T.Ç: Bizim Almanya ile U17'de aynı gruba düştüğümüz oldu. Grup elemelerinde. Biz 1. çıktık,
Almanya 2. çıktı gruptan. Beni Almanya U17 Milli Takım teknik direktörü aradı. Bizle oynamak
ister misin dedi. Benim için kafamda hep Türkiye Milli Takımı vardı. Almanya Milli Takımı'nı
zaten kabul etmemiştim. Gitmedim. İyi ki de gitmemişim.

V.A: Çocukluğun sırasında yine Almanya'da büyüdün. Ümit Davala, Yıldıray Baştürk gibi gurbetçi
futbolcular da büyük başarılar kazandı, kupalar kaldırdı. Çocukken onları nasıl izliyordun? Sen de
zaten onların giydiği formayı birkaç yıl sonra terlettin.
T.Ç: Mili maçlar bizim gibi gurbetçiler için inanılmaz anlardı. Ben çocukluğumda çok iyi
hatırlıyorum Türk Milli Takımı dendiğinde çık yoktu evde. Farklı bir tutkuydu. Şu anki gibi değil.
Şu an aynı tadı insan alamıyor. Maç kazanıldıktan sonra genç, yaşlı, kadın... Kimse bakmadan
konvoy halinde Türk bayraklarıyla çarşı içinde geziyorlardı. İnanılmaz bir ortam vardı. Benim de
hayalimdi. Babamın da hayaliydi. Gerçekleştirdim. Oldu şükür. İnanılmaz bir duygu. Anlatılmaz. Yaşamak lazım.

V.A: Sen de Türkiye'de düzenlenen 20 Yaş Altı Dünya Kupası kadrosunda yer aldın. Süper Lig'de
senle oynamış isimler de yer alıyor. Gaziantepspor'da Cenk Tosun, Bursaspor'da Ozan Tufan vardı.
O turnuvadan bahsetmek istiyorum biraz. O turnuvada yer almak nasıl bir histi?
T.Ç: Farklı bir histi tabii ki. Sonuçta Türkiye'de düzenlenen bir turnuvada yer almak çok önemliydi.
Neticesinde kendi yaş kategorindeki en iyi 20 isim arasındasın. Bu farklı bir duygu. Benim için çok
güzel geçmedi ama. Beklentimin altında geçti daha doğrusu çünkü hazırlık maçlarında çok iyi
oynamıştım. Gol ve asist olarak çok katkı vermiştim. Hocanın (Feyyaz Uçar) tercihleri farklıydı.
Farklı isimleri değerlendirmek istedi. Benim için ekstra bir turnuva olarak geçmedi. Tabii ki milli
takımı temsil etmek çok farklı bir duygu ama futbol anlamında benim üstüme koymadı.

V.A: Türkiye turnuvada 2. turda Fransa'ya elenmişti. Fransa da turnuvayı şampiyon tamamlamıştı. Onu da hatırlatalım.

O takımda Hakan Çalhanoğlu serbest vuruşlarıyla öne çıkan bir diğer oyuncuydu. Antrenmanlarda
yarışmalar yapıyor muydunuz hanginiz daha iyi serbest vuruş kullanıyor gibi?
T.Ç: Hakan'ı genç yaşlarından beri herkes serbest vuruşlarından dolayı biliyordu. Öyle bir şey
yapmıyorduk çünkü o zaman ben serbest vuruş kullanan birisi değildim. Çok gözüm yoktu serbest
vuruşlarında. Hakan o zamanlar da vuruyordu. Hatırladığım kadarıyla da zaten o turnuvada çok da
serbest vuruş pozisyonu olmadı.

FBL-EURO-2016-MATCH21-ESP-TUR
A Milli Takım'da bugün duran toplarda topun başına Hakan Çalhanoğlu geçiyor. / TOBIAS SCHWARZ/Getty Images

Hakan ama maşallah şutları olsun, duran topları olsun, serbest vuruşları olsun inanılmaz bir performans gösteriyor. Anlatmamıza gerek yok.

"Daum 'Benim Getirmediğim Futbolcuları Ben oynatmıyorum' Diyordu"

V.A: Süper Lig dönemine geçelim. Kariyerinin başlarında milli takım döneminde Gaziantepspor'a
transfer oldun. İyi bir kadro, Tolunay Kafkas teknik direktör. Daha sonra Bursaspor'a geçtin.
Sebastian Frey, Taye Taiwo gibi uluslararası isimler de kadrodaydı. Senin için Gaziantep ve Bursa
dönemlerin nasıl geçti? Sakatlanma sonrası kendini bir toparlama süreci olarak mı gördün?
T.Ç: Ben 17-18 yaşımdayken Gaziantep'e geldim. İlk zaten sakatlıktan dolayı koşamıyordum. 4-5
ay tedavi gördüm. Yavaş yavaş takıma katıldım. Çok iyi futbolcular vardı. Güzel bir süreçti. Zaten
tecrübeli futbolcularla oynamak apayrı bir şey çünkü ister istemez bir hareketini görüyorsun,
aynısını yapmaya çalışıyorsun. Senden ileride olan futbolcularla çalışıyorsun. Güzel bir dönemdi
Antep benim için. Oradaki tek sıkıntı maddi sıkıntıydı. Paraların ödenmemesi. Maalesef benim
gittiğim her yerde öyle oluyor. İyi giden bir yer bir anda çöküşe geçiyor. Ama iyi vakit geçirdim.
Gençtim ve gelen hocalar beni oynatıyordu. Gaziantepspor'u da Türkiye Futbol Federasyonu'na
şikayet etmek zorunda kaldım. Alacaklarımı ödeyemediler ve oradan ayrıldım.

Ayrıldıktan 1 hafta sonra da Bursaspor'a imza attım. Kasımpaşa ve Trabzonspor da beni istiyordu ama ben Christoph Daum'dan dolayı Bursaspor'u tercih ettim. Alman teknik direktördür. Onun sistemi bana daha uygundur diye Bursa'ya gideyim dedim. Büyük bir camia zaten. Şampiyon bir takım. Gittim ama
maalesef umduğum gibi olmadı diyelim. Çünkü beni isteyen başkan ve kulüp menajeriydi ama
hocanın haberi yok. Ben imza atıyorum. İlk geldiğim gün "merhaba-merhaba". Hoca bana
"Merhaba? İsim?" dedi. Çok şaşırdım çünkü geçen sene 28, o sezon ise sezon ortasına kadar 13 maç
oynadım. Şöyle bir dönem oldu. Beni kadroya almadı. Hocayla bir konuşayım istedim. Sonuçta
Alman hoca. Girdim odasına. Küçük bir konuşmamız oldu. Sadece şunu söyledi: "Olay senin
performansın ya da futbolun değil. Benim getirmediğim futbolcuları ben oynatmıyorum." Ben de
tamam o zaman dedim. Saygı duyuyorum. Böyle bir süreç oldu.

V.A: Daha sonraki kariyerin hakkında ne söylemek istersin? 1. Lig'de ve 2.Lig'de takımları üst seviyelere çıkardığın da oldu. Menemenspor'da şampiyonluk kazandın. Yeni Malatyaspor'da da
oynamışlığın var. Kısa sürede böyle takımlarda oynamak seni nasıl etkiliyor?
T.Ç: Bazı tercihler benim isteğim dışında oldu. Mesela Bursaspor'dan ayrılıp Akhisarspor'a gitmiştim. Yine Süper Lig takımı. Çok da bir seçeneğim yoktu. Süper Lig'den sadece Akhisar vardı
değerlendirebileceğim. Çünkü 6 ay oynamamıştım. Tabii ki benden de kaynaklıydı. Çok
oynayamadım Akhisar'da. Orada kariyerim olsun, hayatım olsun bir düşüş dönemi başladı bende.
Süper Lig'den ayrılan bir futbolcu olarak 1. Lig'de takım bulamadım. Gümüşhanespor'a son gün
imza attım. Orada tekrardan kendimi yakalama dönemi başladı benim için. Yakaladım da. 1 sezonda
6-7 tane serbest vuruştan gol attım. Televizyon göstermiyordu ama az da olsa sesimi duyurdum.
Yeni Malatyaspor'a transfer oldum.

Daum'dan sonra Bursaspor'da İrfan Buz'la çalışmıştım. Beni sağ bekte oynatıyordu. Malatya'ya gittikten bir hafta sonra kulüp İrfan Buz'la anlaştı. İnşallah beni sağ bekte oynatmaz diyordum ama idmanlarda sağ bek oynuyordum. Orta sahadan biri sakatlandı, başka bir orta saha aldılar. Sonra bir orta saha daha sakatlandı, bu sefer de stoperden orta saha yaptılar. Bu da benim zoruma gitti. Sonuçta benim asıl görev yerim orta saha. Böye olunca başkana ayrılmak istediğimi söyledim ve 1 sezon Gümüşhanespor'a kiralandım. O sezon Yeni Malatyaspor Süper Lig'e çıktı. Ben Menemenspor'a geçtim. İlk sezonum kiralıktı. Sonraki sezon da şampiyon olduk. Yine maddi sıkıntılar çıkınca Balıkesirspor'a imza attım.

"Türk yerine Alman'ı Tercih Ediyorlardı"

V.A: Bu sürelerde hiç Almanya'ya dönüp Almanya'da belki 2. Lig'de, 3. Lig'de oynamayı, şansını tekrar denemeyi düşündün mü?
T.Ç: Hiç düşünmedim şahsen. Çünkü şöyle bir şey var. Benim şu an 11. yılım. İlk 2 yıl baya zorlandım. Ama 2 yıldan sonra bir daha dönmem dedim. Şahsen futbol bittikten sonra da dönmeyi düşünüyor muyum? Düşünmüyorum şu an. Orada yaşamayı düşünmüyorum.

V.A: Peki Almanya'da futbolla birlikte entegrasyonu sağlamaya yönelik adımlar atılıyor. Futbolcuların da farklı kökenlerden olması bu konuda çok etkili oluyor. Ama bazen de olumsuz şeyler yaşanabiliyor. Senin altyapıda geçirdiğin süre içinde hiç böyle bir hissiyatın oldu mu oyuncular arasında veya takım arasında?
T.Ç: Şöyle bir sıkıntı vardı mesela. Aynı mevkide Alman 2 tane, 3 tane arkadaşım vardı. Aynı mevkide oynuyorduk. Ben Türk Milli futbolcusuyum. Onlar milli takıma gitmiyor. Hocanın biri taktı biraz bize. Oyun stilime biraz taktı. Kesti. Amaçsız bir yere. Biraz daha fazla tutuculuk vardı benim dönemimde. Bir Türk ile bir Alman eşitse, hatta o Türk 1 gömlek daha iyiyse bile Alman'ı tercih ediyorlardı az çok. Yani en az 2-3 gömlek daha iyi olacaksın ki "Ha tamam" diyecekler "onu oynatalım". Biraz o konuda sıkıntı yaşadım ama insanlık olarak hiçbir sıkıntı görmedim. Hiçbir yanlış görmedim. Hatta şu an daha iyi benim bildiğim kadarıyla. Ayrım yapmıyorlar. O zamanlar biraz sıkıntı vardı.

"Süper Lig'e Gitmek İsterim"

V.A: Bazı oyuncular vardır, kariyerlerinin belirli bir bölümünde bir karar alırlar ve sadece belli ligleri tercih ederler. 1. Lig'de mesela Murat Akın vardı. Her oynadığı takımda şampiyonluklar kazanır ve tekrar 1. Lig'de devam ederdi. Bundesliga 2'de Simon Terodde var, Johannes Geis var. Senin böyle bir tercihin var mı yoksa gelecek için tekrar Süper Lig'de Taşkın'ı ve belki de güzel-jeneriklik serbest vuruş gollerini görebilecek miyiz?
T.Ç: Öncelikle buradayım ve buranın değerini bilmem lazım. Oynayamadık. Kendimizi göstermemiz lazım. Düşüncem öncelikle bu. Tabii ki hedefimde illa ki Süper Lig'i yakalamak var. Yaşım 28 olabilir ama 30, 31, 32 yaşını yakalayıp iyi takımlarda oynamış çok futbolcu var. Ben de düşünüyorum. Hedefim Ankara Keçiörengücü ile çıkabiliyorsam burada devam etmek. Ama bir gün Süper Lig'den iyi bir teklif gelirse, o da Keçiören'e uyarsa teklif olarak, Süper Lig'e neden gitmeyeyim? Gitmek isterim tabii ki de.

V.A: Taşkın Çalış teşekkür ediyoruz. Keyifli ve güzel bir sohbet oldu. Umuyoruz seni tekrar sahalarda görürüz. Sakatlığını en kısa zamanda ve en iyi şekilde atlatırsın. Eşinin sağlı için de tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletelim.
T.Ç: Ben teşekkür ederim.

facebooktwitterreddit