90min Özel

90min Röportaj - Halil İbrahim Dinçdağ: MHK Başkanlığına Adayım

Nedim Varol
Ekleyen Nedim Varol
Halil İbrahim Dinçdağ Interview.mp4
Halil İbrahim Dinçdağ Interview.mp4 /
facebooktwitterreddit

90min.com röportajlarına devam ediyor. Konuğumuz ise cinsel tercihinden dolayı hakemliği bırakmak zorunda kalan eski hakem Halil İbrahim Dinçdağ.

90min.com Türkiye departmanından Volkan Ağır'ın gerçekleştirdiği röportajda Halil İbrahim Dinçdağ'ı geçmişten günümüze tanıma fırsatını elde ettik ve kendisiyle gelecek planları hakkında konuştuk. Dileriz bu keyifli sohbet sizin de hoşunuza gider:

Röportaj serimizde konuğumuz, eşcinsel olduğu gerekçesiyle hakemlik mesleğinden
uzaklaştırılan Halil İbrahim Dinçdağ. Klasman hakemliği yaptığı sırada özel hayatıyla ilgili
olan bilgi sızdırıldı.

Halil, 2009 yılında hakkında yayınlanan bir köşe yazısından son 10 yılı aşkın hakemlik
kariyerin ve hayatın nasıl etkilendi?

2008 yılında askere elverişli değildir raporu almıştım eşcinsel olduğum için. Daha sonra 2009 yılının
mart-nisan ayında bana askerlik yapmadığım için hakemlik de yapamayacağım söylendi. Ben de
kendilerine benim sorunumu sağlık sorunu olmadığını söyledim. Çünkü Merkez Hakem Kurulu (MHK) iş talimatının 25. maddesinde sağlık sorunları nedeniyle askerlikten muaf olanlar askerlik yapamaz maddesi vardı. O maddeyi örnek gösterdiler.

Haklarımın iadesi için 11 Mayıs 2009 yılında Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu hakem
işleri müdürlüğüne dilekçe ile başvuruda bulundum. Sorunumun sağlık sorunu olmadığını,
eşcinsel olduğum için rapor aldığımı ilettim. Ben ayrıca Futsal hakemiydim.

12-13 Mayıs sanırım, Fanatik gazetesinde "eşcinsel hakem düdüğünü arıyor" başlığıyla haberi yapıldı. Daha sonra HaberTürk gazetesinde bir köşe yazısında Trabzonlu hakem H.İ.D. diye olaydan bahseden bir yazı yazdı. O süreçte gazeteler televizyonlar sürekli beni arıyordu. Çünkü biliyorsun futbol olduğu için konu bomba bir haber.

Sonra avukatımla destekçim olan psikolog arkadaşımızla oturduk konuştuk TELEGOL’e
çıkalım mı çıkmayalım mı… Uzun bir tartışmadan sonra gitmeye karar verdim. Türkiye‘nin en çok
izlenen spor programlarından biriydi. Orada yüzümü önce buzlayarak verdiler. Daha sonra bana
sordular kaldıralım mı diye. Evet dedim yani o kişi benim. Ben niye çıktım zaten? Evet o kişi
benim, haklarımı arıyorum‘ dedim, ve çıkmış oldum.

Futbol camiasında çok izlenen bir program, diğer yanda hakemlik dünyasındaki geçmişi ile
birlikte çok önemli iki karakter. Serhat Ulueren ve Ahmet Çakar. Onların tepkisi nasıldı?

Programdan önce Ahmet Çakar ile buluşup konuştuk. Ahmet Hoca söz verdi. Reyting uğruna seni
rencide edecek sorular sorulmayacak demişti. Ben bunu taahhüt ediyorum demişti. Ben de zaten
bunu söylemiştim, burada bir hak ihlali var biz bunu konuşacağız bunu tartışacağız…

Serhat Bey ile zaman zaman görüşmeye de devam ediyoruz. Program dışında birebir görüştüğümüzde çok ilgiliydi, çok beyefendiydi, nazikti. Program genelinde de asla beni zorlayıcı sorulara sorulmadı.
O dönemde de destek anlamında çok telefon geldi ve mail geldi. Tabii ki benim için o programa
çıkma süreci için hep şunu söylemiştim. 2009’dan beri. Benim için aslında bir ölüm kararıydı. Şöyle
ki; bu programa çıkacağım, ya tamamen yok olup gideceğim ya da tekrar küllerimden doğacağım ve
tekrar ayağa kalkacağım daha güçlü bir şekilde. İki yol vardı yani açıkçası, çok şükür ikincisi oldu.
Yani ben bir karanlık bir tünele girdim o akşam o programa çıkarken o karanlık tünelde hiçbir ışık
yok tamamen önümü göremediğim bir ruh haliydi. Beni olumlu ya da olumsuz yönde neyin
beklediğini bilmiyordum. Program sonrası tek başıma kaldım.

Serhat Ulueren ve Ahmet Çakar gibi iki güçlü figürün karşısına çıkıp medya önünde
konuşursam TFF'nin yaptığı hatadan medya ve halkın, toplumun baskısıyla döneceğini
düşündün mü hiç?

Federasyonu yöneten ve hakemleri yönetenlerin zihniyetini bildiğim için böyle bir beklentim
olmadı. Onlar emir eri olduğu için ne söylenirse onu yapacaklardı. Ama federasyon devreye girerek bir
haksızlık yapıldı. Bunu biz düzeltelim diye ufak bir umudum vardı. Çok da büyük bir beklentim
yoktu. Çünkü süreçten sonra da federasyonda avukatım aracılığıyla pek çok yazışmalar yaptım.
Üstüne cevap gelmedi. Bu hak mücadelesini vermeye başlamama rağmen federasyon ve MHK
"Görmedik, duymadık, bilmiyoruz"u oynadılar.

Bana daha sonra şu söylenmişti. MHK'dan bir kadın beni aradı ve "MHK karar aldı. Sen kendini ne zaman hazır hissedersen, hangi tarihte olursa olsun hangi ilde olursan ol seni sınava tabii tutacaklar." Dedim ki sınava girmek istemiyorum. Ruh halim yerinde değil. Türkiye beni tanıdı. Bir sürü şeyle uğraşıyorum. Bir tek MHK ile toplantı talebim var dedim. Ama maalesef geri dönüş yapılmadı.

Aslında sadece hakemlik yapamayacak konuma geldin ve aslında bunun bir insan hakkı ihlali
olduğunu yönünde de mücadele devam etti. Çünkü bir hastalık değil senin eşcinsel olman ama
hakemlik genelgelerinde böyle yer alıyor ya da bazı ülkelerde de hala öyle görünüyor
toplumlarda.

Sen sonra ülke içindeki hukuki mücadeleni de sürdürdükten sonra o yollar
kapanınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) kalan davayı taşındın. Kaç celse sürdü,
sürmekte mi dava? Dava süreci senin için nasıldı? Son durum nedir?

O dönem Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkanı Mahmut Özgener'di. Sürekli yazışmalar yaptık. "14 yıl camiaya hizmet ettim, gelin bu sorunu çözelim" dedim. 2010 yılında özel hayatın ihlali açısından TFF hakkında maddi ve manevi tazminat davası dava açtık. Biz o zaman şöyle bir dava açtık: 10 bin maddi, 100 bin manevi tazminat davası olarak açtık. Mahkeme 3 bin TL maddi, 20 bin TL manevi
tazminat cezasına hükmetti. Gerekçeli kararda ise TFF'nin cinsel ayrımcılık yapmadığı kararına
vardı.

Gerekçeli karara ve tazminata itiraz ettik. Yargıtay'a gittik. 2-3 yıl sürdü. Sonraki süreçlerde
itirazlarımız hep reddedildi. Sanırım önümüzdeki ay AİHM için dosyamızı hazırladı. Hala dava devam ediyor. Ömrümün sonuna kadar da mücadele etmem gerekecek ama edeceğim. Hayat bir mücadeledir.

Açıklama yapmış olmasaydın belki sadece hakemlik camiası içinde kalsaydı bu bilgi kimsenin
bilmediği bir kimliğe sahip olarak başka işlerde de çalışabilme imkanın daha kolay olacaktı.
Hakemlik dışında başka iş yapmak için başvuru süreçlerinde neler yaşadın?

1994 yılında radyo televizyon programcılığına başladım. Radyodan çıkartıldım. Dinleyici kitlemize
ters dediler çıkarırken. O zaman 12 yıl boyunca yaptığım programları iptal edin dedim. Hakemlik
için de öyle diyorum. O zaman yıllarca yönettiğim maçları iptal edin.

Ondan sonra ben pek çok iş başvurusunda bulundum. Abartısız söylüyorum belki 250 iş yeri. Bir arkadaşım "Ya nasıl olur? Gel beraber başvuralım iki işsiz“ demişti. Fırın gibi bir yere başvurduk. Sanırım beni hala arayacaklar o işyerinden. Onun dışında bazı ahlaksız teklifler de aldım. Eşcinsel denince akla hemen cinsellik geliyor maalesef. 2009'dan bu yana ayakta durmam bir başarıdır diye düşünüyorum.

Ülke futbolunda da bir algıyı değiştirme konusunda attığın o büyük cesur adım da ayrı bir
mücadele. Almanya'da verilen sporda cesaret ödülü var. Julius Hirsch Ödülü. Ayrımcılığa
karşı sporda/futbolda mücadele edenlere veriliyor. 2014 yılında bu ödülü aldıktan sonra
Almanya ile ilişkilerin nasıl gelişti?

Beni bu ödüle aday gösterdiler. Sanırım 100 aday içerisinden jüri oylarıyla en sona 2 kişi kaldık.
Diğeri de ses sanatçısıydı. Finalde de ödül bana denk geldi. Konu futbol olunca daha zor bir alan
olunca herhalde ödül bana denk geldi. Annemi kaybettiğim yılın ardından ödül almam beni daha
farklı mutlu etti.

Keyifliydi. Güzeldi. Güzel yaptık. Müsabakalar oynandı. Gösteri maçları yapıldı. Onları yönettim. Sempozyumlara katıldım. Çok güzel ve keyifliydi. Belki ileride yine böyle etkinlikler olur
ve yine gideriz.

Almanya'da ya da başka ülkelerden hakemlik yapabilmen konusunda teklif aldın mı? Senin
başka bir ülkeye gitme planın oldu mu?

En başından beri bir şey söylüyordum. Ben ülkemi seviyorum. Ben bunu mücadele ülkemde
vereceğim ve ben bu mücadeleyi kazanacağım diye bunu söylüyordum zaten. Hiç düşünmedim. Böyle
bir teklif de gelmedi ama yani düşünmedim.

Daha sonra birkaç yıl sonra Almanya'da yaşayan bir arkadaşım, eski futbolcu, bana mektupla büyükelçiliğe dilekçe yazmam konusunda ikna etti. Mektup yazdım Türkiye'deki 5 büyükelçiye ama cevap gelmedi.

Uzun bir süredir, İstanbul'daki hobi ligleri Gazoz Ligi ve Efendi Lig'de maçlar yönetiyorsun.
Bazen de bu liglerde eski futbolcular olabiliyor. Onlardan bir tanesi Volkan Demirel. Onun
maçını yönetirken hiç düşündün mü "10 sene önce izin verselerdi de ben yine Volkan
Demirel'in maçını yönetseydim“ diye?

Tabii ki insan düşünüyor yani. 46 yaşındayım, 32 yaşından beri ben bu ülkede hakemlik
yapamadım. Yani yıllarım heba oldu gitti. Ben belki de FIFA kokartı takatacaktım. Bilemiyorsun. Tabii ki insan düşünüyor gidiyor.

Efendi Lig'de olmak çok keyifli çok mutluyum çünkü orada insanlar keyif almak için geliyor. Ben de keyif alıyorum. Tabii ki neden ben 1. lig maçı yönetiyor olmayaydım? Ama bu yaşananlardan pişman mıyım? Hayır diyelim. Yine olsun yine aynısını yaparım.

Video Hakem Sistemi (VAR) hakkındaki görüşlerin nedir?

Ben çok sıcak bakmıyorum açıkçası. Evet, teknolojiden faydalanacağız tabii ki, teknoloji
çağındayız. Mesela gol çizgisi teknolojisi güzel bir uygulama. Tabii ki olmalı. Çünkü anlık gelen
hemen bilgi ile çözülüyor. Bana göre VAR, Türkiye'den bahsediyorum, hakemleri sorumluluk
almaktan uzaklaştırdı. Nasıl olsa VAR orada duruyor, ben bu kararı öyle veya böyle vereyim VAR
devreye girer ve beni çağırır kararımı değiştiririm diye düşünüyor hakemler.

VAR, bana göre çok uzuyor, zaman alıyor. Girmesi gerektiği yerlerde girmiyor, protokolü yeterince
açıklanmadı, üzerine çalışmalar yapılmadı, eğitimler iyi yapılmadı. Çünkü pek çok VAR hakemi
bana göre çok yetersiz olduklarını gösterdiler.

Ben açıkçası VAR'ın futbolun ruhuna çok da uygun olduğunu düşünmüyorum. Futbolun ruhu ile
fazla oynamamak lazım. Futbol bir oyundur ve hatalar oyunudur. Hata olacak. Defans hata yapacak, forvet hata yapacak, hakem hata yapacak ama bu hataları en aza indirmek tabii ki yine biz
insanların elinde.

Türkiye'de maalesef bu bir maşta 5-6 kere VAR'a gidiliyor. Bu da tabii ki futbolun kalitesini
düşürüyor. Hani tüfek icat oldu mertlik bozuldu. VAR icat oldu futbolun güzelliği bozuldu
diye düşünüyorum.

Hakemler en çok tartışılan futbol paydaşı. Ama Avrupa ve Dünya'da en iyileri arasında
Türk futbolcular yokken, Türk hakemler var. Bu kadar eleştirilmeleri hakkında ne düşünüyorsun?

Türkiye'de bazı insanlar kendi günahlarını örtbas etmek için hep suçu başkasında ararlar. Türkiye'de
futbolun bütün paydaşları kendi hatalarını, beceriksizliklerini, bilgisizliklerini yeteneksizliklerini
örtbas etmek için tek suçlu olarak günah keçisi olarak hakemleri görüyorlar.

Hakemlerin performansları kötü, doğrudur. Yani elimizde yeteneksiz, gerçekten kötü hakemlerimiz de var ama iyi hakemlerimiz de var. Ben hep şunu söylüyorum Türkiye'deki futbol paydaşları içerisinde kötü olmasına rağmen en son tartışılacak kurum hakemlerdir diyorum. Yani oraya gelene kadar
tartışılması gereken o kadar çok şey var ki. Futbolumuzu yönetenlerden tutun kulüplerimizin
yönetenlere, hocalarımıza, futbolcularımıza, spor medyamıza, taraftarımıza ve en sona kendimize
gelmemiz gerekiyor. Yani oraya gelene kadar önce biz o diğer paydaşları bir düzeltelim, düzeltmeye
çalışalım da ondan sonra hakemlerimizi düzeltelim.

Bir öğrenci kötü not alırsa hoca bana kafayı taktı der. İyi not alınca da ben aldım oluyor.
Türkiye'dede hakemlik yapmak çok çok zor. Çünkü hakemler Türkiye'de yalnız, sahipsiz ve
kimsesizler. Yöneticileri de onlara dahil.

2017'de MHK başkanı olmak için adaylığını açıklamıştın. Göreve talip
misin hala? Ne tür vaatlerin var?

O günden bugüne ne yazık ki MHK de geriye gitti. Çünkü kısır döngü içerisinde birbirlerini yiyen
bir sistem var maalesef. Geçtiğimiz günlerde işler çığrından çıktı.

Tekrar sıkı bir çalışma yapmaya başladım. 16 tane, kısa orta ve uzun vadeli projelerim var. Görüşmelerimi, girişimlerini yaptım. Sanırım bu gidişle ve yakın zamanda bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuru yapacağım. Projelerimin başında hakemliğin sendikasını kurmak var. Hakemliğin anayasasını oluşturacağız. Fizibilite çalışmalarımız var bu konuda. MHK yapısı değişecek. Kadın üye sayılarının artacağı bir sistem olacak. Spor akademileriyle çalışacağız.

Hakemlere, baskılarla baş edebilmeleri için psikolojik destek vereceğiz. Hakem atama ve yetiştirme sistemi değişecek. Tartışmalı pozisyonlarla ilgili haftalık basın toplantılarıyla bilgilendirmeler yapacağız. Hakemlere yönelen eleştiriler olduğunda kulüpler karşısında da dimdik duracağız. Hakemlerimizi savunacağız.

Baştan yeni bir sistem kurulacak ve ben iddia ediyorum ki bu sistem kurduğumuzda Avrupa'nın pek çok ülkesinde bu sistemi örnek alıp yoluna devam edecektir diye de iddialı konuşuyorum.

facebooktwitterreddit