8 Maddede Ölümünün 5. Yılında Efsane Başkan Süleyman Seba

​Beşiktaş'ın unutulmaz başkanı, kulübe altın çağını yaşatan, Metin-Ali-Feyyaz efsanesi doğuran, Gordon Milne ile yenilmez armada yer alan Süleyman Seba'nın aramızdan ayrılışının 5. yılı. 


Her zaman centilmenliği ile, rakiplerine karşı olan saygısıyla hatırlayacağımız Süleyman Seba'yı elimizden geldiği kadar iyi anlatmaya çalıştık.  


(Bu yazıyı beğendiyseniz, bu ve buna benzer yazıları cep telefonu uygulamamızdan da takip edebilirsiniz. Hemen indirin!

1. Gençlik Yılları


Büyük Başkan Süleyman Seba, 5 Nisan 1926 tarihinde Sakarya'nın Hendek ilçesinde hayata gözlerini açmıştır. 


İlkokulu Sakarya'da okuduktan sonra lise yılları için İstanbul'a geldi ve Galatasaray Lisesi'nde okudu. 2 yıl sonra ise Kabataş Erkek Lisesi'ne geçti. 


Mimar Sinan Üniversitesi Fransız Filolojisine başlamasına rağmen eğitimine devam etmedi. 

2. Futbolculuk Yılları


Süleyman Seba ilk olarak Kabataş Erkek Lisesi'nde okuduğu dönemde futbola başladı ve Beşiktaş Genç Takımı'nda oynamaya başladı.


Refik Osman Top tarafından 1946'da A Takım'a alındı ve ilk çıktığı Fenerbahçe maçında bir gol kaydederek takımının 4-3 galip gelmesini sağladı. 


1947'de açılışı yapılan İnönü Stadı'nda İsveç'in AIK takımına karşı attığı gol ile bu statta gol atan ilk futbolcu oldu. 15 Mayıs 1952'de ilk ve son kez milli takım formasını giydi. 


1954'te henüz 28 yaşındayken menisküs sebebiyle futbolu bırakmak zorunda kaldı. 

3. Yöneticilik Yılları


Futbolu bıraktıktan 3 sene sonra Beşiktaş'ta yönetici oldu (1957). 6 sene sonra ise ilk kez yönetim kurulunda yer aldı ve 1984'te başkan seçileceği döneme kadar çeşitli dönemlerde kulüpte yöneticilik yaptı.


Bu arada Milli İstihbarat Teşkilatı'nın İstanbul Bölge Müdürlüğü görevini başkan seçildiği zaman bıraktı.  

4. Başkanlık Yılları


Süleyman Seba başkanlığı Mehmet Üstünkaya'dan 1984 yılında aldı. Başkan olduğunda kulüp oldukça zor günler geçiriyordu. Kulüp hem ekonomik olarak hem de sportif başarı olarak çok zor durumdaydı.


Altyapıya ve gençlere önem veren Süleyman Seba, bu dönemde Rıza Çalımbay, Gökhan Keskin, Metin Tekin, Ali Gültiken, Feyyaz Uçar gibi isimlere ısrarla forma şansı verilmesini sağlamış ve bir bakıma Beşiktaş'ın altın yıllarının temelini atmıştı. 

5. Başarıları


Başkan olduğu dönemde Beşiktaş her zaman zirvede yer aldı. 


5 Süper Lig, 4 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası, 6 TSYD Kupası şampiyonluğu gördü. 


Bu başarılar dışında istikrarlı bir şekilde başarıyı daim kılarak şampiyon olmadığı sezonlarda dahi futbol kulübü her zaman ilk iki içinde yer aldı. 

6. Başkanlığı Bırakışı


Süleyman Seba 2000 Şubat'ındaki Mali Genel Kurul'da yeniden başkan olmayacağını açıkladı. Aslında başkanlığı bırakmak istemiyordu ancak üyelerden yeterli desteği alamadığı için bırakma kararı aldı. 


Kararını ise şu sözlerle açıkladı:


"16 senelik dönemimizde kulübümüz profesyonel futbol takımına yapılan haksız eleştirilere rağmen aralıksız her sezon Şampiyon Kulüpler Kupası, Şampiyonlar Ligi, Kupa Galipleri ya da UEFA Kupası'na katılma başarısı göstermiştir.


Hizmet dönemimizde profesyonel futbol takımımızın elde ettiği 9 lig şampiyonluğunun 5'ini, toplam 5 kez kazandığımız Türkiye Kupası'nın 4'ünü toplam 7 kez kazandığımız Cumhurbaşkanlığı Kupasının 5'ini, toplam 6 kez kazandığımız Başbakanlık Kupasının 2'sini ve toplam 11 kez kazandığımız TSYD Kupası'nın 6'sını müzemize götürdük. Toplamı 22 kupadır.


Üzülerek söylemek isterim ki, 16 senelik bu bilanço ortada iken, bu başarıları beraber yaşadığımız ve birlikte yönetimde yaşanan güzelliklerin kararlarına imza atan ve yine Beşiktaş sayesinde toplumda yer tutan, meslek edinen, ayrıca futbol oynadıkları dönemde emeklerinin karşılığı Beşiktaş tarafından en iyi şekilde verilen bazı kişilerin basın kanalıyla kulüplerini, şahsımı ve şahsımda yönetim kurulu arkadaşlarımı suçlaması nankörlük değil de nedir?


İnsanlarla yaşadım, insanı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, insanlığı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, İnsanlardan nankörlüğü gördüm. 'Dostlarım, dostlarım... Ama ben dostlarımdan çok korkarım' diyen düşünürlere hak vermemek elde değil!


16 sene evvel hangi duygularla karşınıza çıkıp başkan olduysam, bugün de aynı duygularla başkanlığa veda ediyorum." 

7. Kısaca Süleyman Seba


Centilmenlik, nezaket, saygı, rakiplere değer verme gibi artık Türk futbolunda göremediğimiz değerler Süleyman Seba'da vardı. 


Süleyman Seba için "ezeli" rakip yoktu, "kıymetli" rakipler vardı. Rakip sahada ya da deplasmandan dönerken galibiyet kutlamak yasaktı. 


O saygıyı başka insanlara laf atarak değil, onlarla iyi iletişimde bulunarak kazandı. O stada girdiğinde herkes ayağa kalkar, kendisi ise mütevaziliğinden ödün vermezdi.  

8. En Duygulu Veda Feyyaz Uçar'dan


“Ayda yılda bir gelirdi. Yeter de artardı bu geliş. Hepimizi karşısına alır, lafını ortaya söylerdi. Unutulmayacak sözler miydi yoksa onun sözleri mi unutulmazdı, anlamazdık.


Sık değiştirmediği kahverengi ceketinin üst cebindeki mendili hep biz kirletirdik. Ya akan burnumuzu ya da kaçan gollerin ardında döktüğümüz gözyaşlarımızı silerdi o mendil. Çocuktuk işte… Ama büyük başkan bizi adam yerine koyar o şanlı formayı ısrarla bize giydirirdi. 


Adalelerimiz gözüksün diye kısa tuttuğumuz şortumuzu ve malzemeci Ahmet abimizden “ne eeedecen” deyip verdiği tozlukları giyip, çivili kramponlarımızı da yandan bağladığımızda hakikaten koca adamlar gibi dururduk.


Aslında bizi adam yapan o formaydı. 'Şeyini şey yaptınız' dediğinde biz neyi kastettiğini bilirdik. Lafını kısa keser, söylediğini de unutmazdı. Belki de hiçbir şeyi unutmadığı için unutulmaz olacak sayın Seba.


Ekranı da pek sevmezdi. Ne önünü ne de arkasını. Onu yazmak o kadar zor ki… niye ki bu çabam? Onu altın harflerle yazan tarihten daha iyi anlatamam ki…


Ben, Metin-Ali’nin Feyyaz’ı, Rıza’nın ön direk takipçisi, Şifo’nun pas duvarı, Les Ferdinand’ın çapraz koşucusu, Samet abinin kibarı ben… Seni o aramıza giren herkesten çok seviyorum ve biliyorum ki sen de bu başına buyruk, inatçı evladını seviyorsun… Gitme büyük başkan sakın gitme… Çünkü ben sana gelemedim."